10 Ağustos 2011 Çarşamba

Kuran – ı Kerim’de Bahsedilen Bitkiler

Kuran – ı Kerim’de Bahsedilen Bitkiler

Hurma

Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O’dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. (Enam Suresi, 141)

Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Rad Suresi, 4)

Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 11)

Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 67)

“Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın.” (İsra Suresi, 91)

Onlara iki adamın örneğini ver; onlardan birine iki üzüm bağı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik. (Kehf Suresi, 32)

Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: “Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.” Altından (bir ses) ona seslendi: “Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.” Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin.” (Meryem Suresi, 23-25)

Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler-bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz. (Müminun Suresi, 19)

“Ekinler ve yumuşak tomurcuklu göz alıcı hurmalıklar arasında?” (Şuara Suresi, 148)

Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: (Yasin Suresi, 34)

Ve birbiri üstüne dizilmiştomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da. (Kaf Suresi, 10)

Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. (Rahman Suresi, 11)

İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68)

Zeytinler, hurmalar, (Abese Suresi, 29)

Nar

O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiştaneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmışsalkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Enam Suresi, 99)

İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68)

Muz

Üstüste dizili meyveleri sarkmışmuz ağaçları, (Vakıa Suresi, 29)

İncir

İncire ve zeytine andolsun, (Tin Suresi, 1)

Kiraz

Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), (Vakıa Suresi, 28)

Üzüm

Hangi biriniz ister ki, altından ırmaklar akan hurmalardan, üzümlerden bir bahçesi olsun, içinde kendisinin olan bütün ürünler de bulunsun; fakat kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, (üstelik) zayıf ve küçük çocukları olsun (böyle bir durumda iken) ona (bahçesine) ateşli bir kasırga isabet etsin de yanıversin. İşte Allah size ayetleri böyle açıklar ki, düşünesiniz. (Bakara Suresi, 266)

O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiştaneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmışsalkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Enam Suresi, 99)

Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz. Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Rad Suresi, 4)

“Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın.” (İsra Suresi, 91)

Onlara iki adamın örneğini ver; onlardan birine iki üzüm bağı verdik ve ikisini hurmalıklarla donattık, ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik. (Kehf Suresi, 32)

Böylelikle, bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler-bağlar geliştirdik, içlerinde çok sayıda yemişler vardır; sizler onlardan yemektesiniz. (Müminün Suresi, 19)

Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: (Yasin Suresi, 34)

Nice bahçeler ve üzüm bağları. (Nebe Suresi, 32)

KURAN’DA GEÇEN SEBZE İSİMLERİ

Siz (ise şöyle) demiştiniz: “Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın.” (O zaman Musa:) “Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır’a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır” demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah’tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah’ın ayetlerini tanımazlıkları ve Peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi, 61)

AĞAÇLAR

Sizin için gökten su indiren O’dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. (Nahl Suresi, 10)

Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. (Nahl Suresi, 68)

Dedi ki: “O, benim asamdır; ona dayanmakta, onunla davarlarım için ağaçlardan yaprak düşürmekteyim, onda benim için daha başka yararlar da var.” (Taha Suresi, 18)

Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah’a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. (Hac Suresi, 18)

Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: “Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah benim;” diye seslenildi. (Kasas Suresi, 30)

Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: “Ben sizi bu ağaçtan menetmemişmiydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememişmiydim?” (Araf Suresi, 22)

DİKKAT ÇEKİLEN BİTKİLER

Zeytin ve Diğerleri

O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiştaneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmışsalkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır. (Enam Suresi, 99)

Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O’dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. (Enam Suresi, 141)

Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 11)

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateşona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (Nur Suresi, 35)

Kuran’daki Benzetmeler İçinde İsmi Geçen Bitkiler

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)

Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz. (Araf Suresi, 58)

Şifa Özelliği Taşıyanlar

Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin.” Artık, ye, iç, gözün aydın olsun. (Meryem Suresi, 25-26)

CENNET BİTKİLERİ

Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık: (Yasin Suresi, 34)

Ve birbiri üstüne dizilmiştomurcuk yüklü yüksek hurma ağaçları da. (Kaf Suresi, 10)

Onda meyveler ve salkımlı hurmalıklar var. (Rahman Suresi, 11)

İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68)

Üstüste dizili meyveleri sarkmışmuz ağaçları, (Vakıa Suresi, 29)

Yüklü dalları bükülmüşkiraz (ağaçları), (Vakıa Suresi, 28)

CEHENNEM BİTKİLERİ

Darı Dikeni

Onlar için (zehirli olan) dari’ dikeninden başka bir yiyecek yoktur. (Gaşiye Suresi, 6)

Zakkum

Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı? (Saffat Suresi, 62)

Doğrusu, o zakkum ağacı; Günahkar olanın yemeğidir. Pota gibi; karınlarda kaynar-durur; Kaynar-suyun kaynaması gibi. (Duhan Suresi, 43-46)

Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz. (Vakıa Suresi, 52)

Kaynak: Kuran’dan Genel Bilgiler “Harun Yahya”

31 Temmuz 2011 Pazar

Ya Mübarek Ramazan Hoşgeldin.

Yarın mübarek ramazan ayının ilk günü.Cenab-ı Allah tüm müslümanlara oruç tutmayı nasip etsin.Oruç tutanlara kolaylıklar ihsan etsin.Mübarek Ramazan Ayı tüm inanlara bolluk ve bereketler getirsin.Amin.

KARABURUN DOĞA ,SESSİZLİK VE DENİZ...










27 Şubat 2010 Cumartesi

the Hocali massacre by Armenians

All of them were human..but the mistake(!) of 613 people dead were azerbaijani


the massacre by Armenians
In the Hocali town of the Upper Karabakh region in Azerbaijan, 613 people were brutally tortured and faced genocide by Armenian Armed Forces without distinguishing civilians, women, children and elderly. Among the murdered, there are 83 children, 106 women and more than 70 elderly. Eight families were completely murdered. From this massacre a total of 487 seriously injured people were survived. 1275 people were taken as hostages and 150 people were lost. Examination of the bodies proved that most of the bodies were burnt, their eyes were cut out, and their body parts including the ears, noses and heads were cut off. Even the pregnant women and children faced the same violence. This brutal massacre by Armenians can be defined completely with the definitions of genocide and crimes against humanity accepted by the international community.

The actions of the Armenians who participated in the Hocali genocide are equivalent with the definition of genocide in the international law agreements including Geneva Convention, Agreement on Human Rights Declaration, Citizen and Political Rights, Declaration on the Protection of Women and Children in Emergency and Armed Conflict and the Article 2 of the ‘United Nations Convention on the Prevention and Punishment of the Crime Genocide’ stating the “intent to destroy, in whole or in part, a national, ethnical, racial o religious group”. Furthermore, the Hocali genocide matches with the related articles a clause which states “killing member of the group” and b clause which states “causing serious bodily or mental harm to members of the group”.

Because of the above reasons, we the ones with the following signatures, recognize the Hocali incidents by Armenians as Genocide and invite all the humanity to accept the Hocali massacre as Genocide with conscientious responsibility.

http://www.hocalisoykirimi.com/otherlanguage.html

26 Şubat 2010 Cuma

HOCALİ KATLİAMI




HOCALI KATLİAMI
Merhaba dostlar,
Bu gün 1992 yılında,Rusya destekli Ermeni Ordusunun,613(resmi rakam),1300(gayri resmi rakam)azeri türkü'nü katlettiği,yani soykırım uyguladığı acı olayın 19'u yıldönümü.İlginçtir,yıllardır 1915'te Türkler tarafından soykırıma maruz kaldığını ifade eden Ermenistan,yakın tarihimizde sivil,masum ve savunmasız insanlara soykırım uyguluyor.Dünya bu olaya yıllardır kayıtsız kalıyor.Azarbeycan ve Türkiye'nin bu konudaki çabaları yetersiz kalıyor.Ama işin ilginci,akşama kadar bir sürü haber izledim televizyonlarımız bu olaydan bahsetmedi.En büyük trajlı Hürriyet'te bu gün konuyla ilgili hiçbir şeye rastlamadım.Oysaki ermeniler 1915 'le ilgili her ortamda soykırım kararı aldırmaya çalışıyor.Bu konuda kamoyunda duyarlılık sağlama adına bu yazıyı yazıyorum.Umarım bu çorbada benimde tuzum olur.

1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap vermiştir. Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden çekilmiştir.

Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte, Ermenileri Rusların desteklediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar Karabağ’a yerleştirilmiştir. Ardından Gorbaçov, 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere silahlar toplanmış, Dağlık Karabağ’da ise bu görev Rus askerleri tarafından yerine getirilmiştir. 1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerilere yöneltmeye başlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Ekim 1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirilmiştir. Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Rus ordusuna ait 366. alayın 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, alaydan kaçan dört askerce doğrulanmıştır.



10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:

“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”

Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. BMGK, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatıldı.

1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir. Savaş sonrası çözüme kavuşturulamayan bir diğer sorun da, ülke içerisinde yerinden edilen ya da sığınmacı durumuna düşen bir milyon civarı Azeri’dir. Bunların büyük bir çoğunluğu Azerbaycan sınırları dahilinde yaşamaktadırlar. Azerbaycan nüfusunun %10’undan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş sığınmacılardan oluşmaktadır ki bu, kişi başına dünyada yerinden edilmiş en büyük nüfus hareketlerinden biri anlamına gelmektedir. Bu insanlar hâlâ Ermenilerce işgal edilen topraklarda bulunan evlerine geri dönmeyi beklemektedirler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan veya başka ülkelerden Azerbaycan’a gelen Azerbaycan vatandaşları, Azerbaycan hükümeti tarafından “göçkün” olarak adlandırılmaktadır. Sorunlarına hâlâ kalıcı çözümler bulunamayan göçkünler; mesken, iş, yiyecek, sağlık, eğitim ve can güvenliği gibi birçok sorunla karşı karşıyadırlar. Bu kişiler Bakü ve çevresinde, zor koşullar altında çadırlarda, barakalarda, okul ve yurtlarda, pansiyonlarda, dükkanlarda, yük vagonlarında, hatta yol kenarlarında yaşam mücadelesi vermektedirler.

15 Şubat 2010 Pazartesi

"Allah'ım az daha İslam'ı 20 kuruşa satıyordum!"

Londra'daki caminin yeni imamı
şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor
ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş.


Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 "kuruş" fazla vermiş.
İmam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş.
Kendi kendine düşünmüş "20 kuruşu geri versem mi şoföre?.."
Ama içinden bir ses diyormuş ki :

"çok küçük bir para ve şoförün zaten umurunda da değil.
Otobüs şirketine 20 kuruş ne fark eder?.
Bu parayı Allahtan gelen bir hediye gibi... Düşünebilirim"

İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş,
inmeden önce şoförün yanına gitmiş,
20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki :

"paranın üstünü fazla verdiniz"

Şoför gülümsemiş ve demiş ki :

"Siz camiinin yeni imamısınız değil mi?
Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde,
İslam'ı öğrenmek için ve bilerek size fazla para verdim,
nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim"

İmam inerken nerdeyse bacaklarını hissetmiyormuş,
yere yığılacakmışçasına bir direğe tutunmuş
ve kendine gelmeye çalışmış,
gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki:

"Allah'ım az daha İslam'ı 20 kuruşa satıyordum!"

31 Ocak 2010 Pazar

Önemli Olan Vermektir..

Önemli Olan Vermektir..
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kı z getirdiler. Tek
yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı
hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın
mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki
oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir
an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve 'Eğer kurtulacaksa, veririm
kanımı' dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve
gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük
çocuğun yüzü de giderek soluyordu...
Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :
'Hemen mi öleceğim ?'
Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip,
öleceğini düşünüyordu.

Yolumuzdaki Engeller...

Yolumuzdaki Engeller...
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya
koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye
gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray
görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın
etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çogu kralı yüksek sesle
eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu .
Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına
itmeye başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da yolun kenarına
çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde
bir kesenin durduğunu gördü.
Açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde...
'Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.' diyordu kral.
Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
'Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.'

28 Ocak 2010 Perşembe

EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ

EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ

Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa
gitmek üzere yola
çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a;


"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda
oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi
kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gülümseyerek ona bir öneride
bulunmuş: "Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar., o halde
bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı,
ben de arka sırada seni dinlerim." Şoför, gerçekten çok başarılı bir
konuşma yapmış ve sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam yerine
oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu
sormuş.
Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:
"Böylesine basit bir
soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş.
Sonra da salonun arkasında
oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş: "Şimdi size arka sırada
oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile
yanıtlayacak."

25 Ocak 2010 Pazartesi

İHRACAT FAZLASINDA;FİYAT VE KALİTE DE EN'LER CNR TEKSTİL'DE


Merhaba Dostlar,
CNR tekstil,en iyi kaliteyi uygun fiyata toptan ve perakende satışlarla sizlere sunuyor.Lütfen ilgilendiğiniz modellerle ilgili r.yetis@hotmail.com mail yada msn adresinden yada 532 401 52 03 yada 24 nolu telefonlardan bizimle bağlantıya giriniz.
Merkez mah.,Süleyman Nazif sokak no:28 güngören adresindeki mağazamızda sizleri ağarlamaktan mutluluk duyarız.

21 Aralık 2009 Pazartesi


Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü.
Yumurta lezzetli.
Ekmek her zaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...

Dışarıda kar...
İçeride kanaat...
İçeride huzur...

Televizyon yoktu.
Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı...
Domates de...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.

Dışarıda kar...
İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda...
Ne güzel cahildik.
Mutluluğun resmini çiziyorduk...

13 Aralık 2009 Pazar

Nardugan..... "Doğum,güneşin yeniden doğuşu"


ÇAM SÜSLEME GELENEĞİ

Hıristiyanların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eskiTürklerin yeniden doğuş bayramıdır.

Türklerin, tekTanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre,yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacıbulunuyor.

Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim
bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.

Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin
kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor.

Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor.

İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük
şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.

Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarakalgılanıyor.

Bayramın adı NARDUGAN
(nar=güneş,
tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.

Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.

DualarıTanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar,dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler
diliyorlar Tanrıdan.

Bu bayram için,evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar.

Yaşlılar,büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.

Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır,uğur gelirmiş.

Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.
Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş.

Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.

İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok. "Doğum,güneşin yeniden doğuşu"

Sümerolog
Muazzez İlmiye ÇIĞ

Kredi Kartı Kullanırken,lütfen Dikkat !


Bugün bir restoranda akşam yemek yedikten sonra kredi kartımla ödemeyi gerçekleştirirken başıma ilginç bir olay geldi. Bu yeni bir şifre çalma işlemi gibi duruyor. Sadece dikkatli olmanız konusunda bilgilendirmek istedim.

1- Hesap istedikten sonra kredi kartınızı verdiniz.
2- Garson POS cihazıyla geldi ve şifrenizi girmenizi istedi.
3- Şifrenizi girdiniz.
4- Garson işlemi başlattı.
5- 10 sn sonra size “Bakiyeniz yetersiz veya hatlarda problem var” uyarısı aldığını iletti ve tekrar deneyelim dedi.
6- İşlemi iptal etti ve slibi yırttı attı. Sonra yeniden işlemi başlattı.
7- Şifrenizi tekrar girdiniz ve ödeme sorunsuzca gerçekleşti.

Masum görünüyor aslında ve her gün başımıza gelebilir, hatalı girebilirsiniz şifrenizi, garson yanlış girebilir vs. olağan şeyler bunlar ama atladığınız önemli bir nokta var.

Garson size rakamın yazılı olduğu POS cihazını getirip şifrenizi girmenizi istediğinde POS’un enter tuşuna basmazsa ve POS’un ekranına bakmadan şifre girerseniz yazdığı rakamın yanına şifrenizi yazmaya başlıyorsunuz. Eğer o noktada dikkatli değilseniz, dalmışsanız, muhabbetin ortasındaysanı z vs. fark etmeyebilirsiniz. Örneğin 36,75YTL’lik bir yemek yediniz, Garson POS’un enter’ına basmayınca şifreniz 1234 ise bu tutar 36.751.234 YTL oluyor ve kredi kartı bakiye yetersiz diyor. O sırada el çabukluğu ile yanlış slibi yırtıp alan Garson şifrenize kolaylıkla sahip olabiliyor. Zaten hesabı ödemek için kredi kartınızı ilk verdiğinizde ise kredi kartı numarası ve arkadaki CCV numarasını çoktan not etmiş olabilir.

Basit bir yanlış anlaşılma ile birlikte kredi kartı bilginiz bir başkasının eline kolaylıkla geçebiliyor eğer dikkatsizseniz, içtiyseniz ve çakır keyifseniz vs. vs. Ve garson’un bu numaradan her zaman “Kusura bakmayın yanlış girdik herhalde” diyerek masumca sıyrılma ihtimali var.

Amman Dikkat J (Bu tip işlemle karşılaştıktan sonra direkt ilk yırtılan slibi alın. (Bende var bi tane şimdi şifrem yazıyor üzerinde J) ve pek tabi şifrenizi değiştirin anında)

10 Aralık 2009 Perşembe

Kaybolduğunuzda cep'le hayatınızı kurtarın


Uludağ'da genç bir kayakçının ölümüyle sonuçlanan olayda Ceptelefonu Şirketi, Telekomünikasyon Kurumu kurallarından olan; "konum bilgileri sadece savcılık talebi halinde verilebilir, şahıslara veya başka kurumlara verilemez" kuralı gereğince bilgi veremediği ve bürokratik işlemlerin uzaması nedeniyle genç kayakçının ölümü sonrasında suçlanmıştı.
Durumu değerlendiren Ceptelefonu şirketleri, mevcut kuralı çiğnemeden duruma çözüm aramış ve aşağıdaki düzenlemeyi hayata geçirmiş bulunmaktadır.
Bütün Ceptelefonu aboneleri'nin bilmesi gerektiğini düşünerek paylaşıyorum...

Ceptelefonu abonelerine bir servis yapıldı.

Şu an aktif.

Herhangi bir şekilde kaybolan kişi; ACIL ya da NEREDEYIM yazıp 7777 veya 2222 numarasına mesaj gönderirse, kendisine BULUNDUGU YER GAYET AYDINLATICI BIR SEKILDE mesaj olarak gönderiliyor.

Normalde 2sms/4 kontör. Fakat kontörünüz olmasa da mesaj gönderiliyor.
Tüm Ceptelefonu abonelerinin bilmesinde fayda var. Lütfen mümkün olduğunca dağıtalım.

KAYBOLMAK veya en yakın polise, jandarmaya veya sağlık kuruluşuna acil ihtiyaç olabilir.

Hepimizin başına gelebilecek bir olaydır...

Cep Telefonuna Gelen Cevap Mesaj Örneği;

BULUNDUGUNUZ BOLGE:
Istanbul, Kadikoy, Icerenkoy, Karaman Ciftlik Yolu caddesi

COGRAFI KONUMUNUZ:
(40 derece 58 dk 44 sn Kuzey, 29 derece 06 dk 22 sn Dogu)

SIZE EN YAKIN NOKTALAR:
Tem Polis Buro Amirligi 103 m (+902164104113) ,
Ozel Avicenna Hastanesi 225 m (+902165741000) ,
Infotech Bilisim ve Iletisim Teknolojileri. S. 32 m (+902165740505)

Polis Imdat 155, Alo Jandarma 156, Hizir Acil 112, Itfaiye 110

9 Aralık 2009 Çarşamba

Obama'dan Erdoğan'a: Selamün aleyküm


ABD Başkanı Barack Obama’nın, Başbakan Erdoğan’ı Beyaz Saray’daki Oval Ofis’e girdiğinde “Selamün Aleyküm” diyerek karşıladığı öğrenildi.

Gazetelerde bugün yayımlanan haberlere gore, Obama Erdoğan’a once “Welcome” (Hoş geldiniz) dedi, arkasından da “Selamün Aleyküm” diyerek elini sıktı.

Babası Müslüman olan Obama'nın bu tavrına Erdoğan da “Aleyküm Selam” diyerek yanıt verdi.

ABD Başkanı Obama, Haziran ayında Kahire Üniversitesi’nden Müslüman dünyasına yönelik yaptığı konuşmaya da “Selamün Aleyküm” diyerek başlamıştı.
...........................................................................
Ne kadar önemli değil mi? Oysa gündemde daha önemsiz bir sürü gelişme var!!!!!
Tokat'ta yedi askerimiz şehit oldu,yüreğimiz yanıyor.
İstanbul'un göbeğinde otobüs yakılıyor,gencecik kızımız yanıyor,malesef iki gün önce o da hayatını kaybediyor.Üstelikte DTP'liler aileye taziyelerini sunuyorlar?
Zira biz uyumaya devam edelim...
Tv'lerde ve gazetelerde magazincilere rating yaptıralım...
Herkes hak edildiği şekilde yönetilir miş....
Umarım okuyan sayımız artarda ,bizlerde ileride daha iyi şekilde yönetilmeyi hak ederiz...

News - TR

Dünya Haritası...map of the world